Skip to main content

Posts

YENİ DÜNYA KODLARI: DERİSİNİ SATAN ADAM & YENİ DÜZEN

İstanbul Film Festivali Altın Lale 40. yılında ve sinemaseverler için ortak kültürel hafızanın korunması adına bir umut kaynağı olmayı sürdürüyor. Bu yıl dünyadaki koşulların zorlamasıyla klasik film festivali programı yerine üç aylık bir süreye yayılan, çevrimiçi gösterim odaklı bir etkinlik hazırlandı. Sinema salonlarının kullanılması ancak Haziran sonunu buldu. Gerçi çok seçenekli bir tablo değildi sunulan, yalnızca Beyoğlu'nda Atlas ve Kadıköy sineması; ama bu bile mutluluk kaynağıydı. Filme bilet almak, izlenen filmin etkisi ile sarmalanmış duygular eşliğinde salondan çıkmak gibi yalın ama epeydir unuttuğumuz hazlar! Film seçkisi pandemi şartlarında mecburiyete dönüşen eve ve içe kapanmaların (2019-2020 ve sonrası) nasıl hikayelere esin kaynağı olduğu, yönetmenlerin ne gibi meselelere yoğunlaştığına ilişkin işaretler verdi. Küçük Anne (Petit Maman) misali kişisel hikayeler olmakla beraber festivalin en sarsıcı filmleri yeni dünya düzenine kafa yoranlar arasından geldi.   Göçme
Recent posts

HAKİKİ SİNEMA İLE NETFLIX PLATFORMLARININ OSCAR REKABETİ

  Abonelikle film indirme sisteminin öncüsü Netflix ilk başladığı yıllarda Hollywood'a kendini kabul ettirmek için çeşitli yollar denedi. Örneğin "Roma" filmi önce sinema salonlarında gösterildi, kısa süre sonra abonelere açıldı. Daha doğrusu, bir filmin Oscar adayı olması için sinemada gösterilmesi kuralı sulandırıldı, bunun karşılığı da adaylığın getirdiği saygınlık ve Oscar ödülü oldu. Küresel salgınla biçimlenen zamanın ruhu Netflix ve diğerlerine yaradı. Sinemalara kilit vurulması ve tedbir alınmış bile olsa kapalı bir mekanda bulunmaya dair yaratılan abartılı korku, yalnızca sanatın bütün dallarını rafa kaldırmakla kalmadı; aynı zamanda sanatla ilgili herşeyin çevrimiçi yapılabileceği algısını yerleştirdi. Robotlaşmaya çeyrek kala senaryosuna kendimizi hazırlayalım! Artık 100 milyondan fazla aboneyle sinemayı eve taşıma iddiasında olanlar arasında ilk sırayı Netflix, Amazon, Apple, Tencent, Baidu, Disney gibi devler almış durumda. Oscar adayı  olan filmlerin abone p

KORE UYARLAMASI FİLMİ SEÇEN TÜRKİYE OSCAR'DA KAYBETMEYE KARARLI

"7. KOĞUŞTAKİ MUCİZE" FİLMİ "BYO" MODELİYLE OSCAR YOLCUSU Türkiye dahil pek çok ülke 25 Nisan 2021'de düzenlenecek Oscar ödülleri için en iyi yabancı film dalında aday adayı belirliyor. Bizim durumumuz ise eskilerin çok güzel bir deyişini hatırlatıyor, "elden ayrıksı olmak"; yani herkesin gittiği yoldan gitmeyip ters köşe yapmak. Ancak Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yönetilen Oscar adaylığı sürecinin ters köşesi, bilinmezlik ve şeffaf olmama halini işaret ediyor. Bakanlığın sayfası dahil elimizdeki tek bilgi "Seçici Kurul" tarafından başvuran adaylar arasından "7. Koğuştaki Mucize" filminin seçildiği. Peki bu kurul kimlerden oluşuyor, daha da önemlisi başka hangi filmler yarıştı gibi son derece makul sorular geliyorsa aklınıza, Semih Kaplanoğlu'nun Bağlılık-Aslı kararında olduğu gibi, hiçbir ayrıntı yok. Kurul hangi filmleri izleyip "7. Koğuştaki Mucize" üzerinde ittifak etti, gerekçesi nedir, adeta bir dev

KORONA SONRASI SİNEMA VE PLAYBACK FESTİVALLER

  Küresel çapta bir salgının hayatın her alanını doğrudan tehdit etmesi artık bir tahmin değil. Yaklaşık 10 aydır giderek yoğunlaşan bir öngörülemezlik içinde sürükleniyoruz ve gıda ile temizlik hariç, her sektör hasar almaya devam ediyor. Salgın her ne kadar küresel olsa da, covid ile mücadelede yerel iktidarların algısı ve uyguladığı yöntemler bizleri nasıl bir geleceğin beklediğini gösteren birer turnusol kağıdı niteliği taşıyor. Ortalama 400.000 işveren, 2 milyondan fazla işçinin faaliyet gösterdiği sinemanın merkezi Hollywood şu anda eski güzel günlere hasretin sancıları içinde çareyi kapasite azaltıp, Netflix, Amazon gibi "evde sinema" tarzı platformların hacmini arttırmakta buldu. Yine ABD örneğinden hareket edersek, tedbir diye ilk iş olarak sahne sanatları ve sinemayı karartmak akıllara gelmedi, mecbur kalındığında ise sektöre ekonomik destekle arka çıkıldı.   Türkiye'de ise salgın dönemi öncesinden sinema sektörü karanlıkta yolunu bulmaya çalışıyordu ve ul

NİHAYET DÖRT DÖRTLÜK BİR TÜRK DİZİSİ: ALEF

En iddialı Türk dizisinde bile aşılamayan bazı kronik problemler var. İlgi gören senaryoyu yeni sezon eklemek amacıyla sakız gibi uzatmak, bölümlerin temposunu hayatın akışı yerine üç saatlik yayına göre düzenlenmek, ses miksajlarına özen göstermemek, bunların başında geliyor. İtiraf edeyim, BluTV-FX yapımı ALEF'in ilk bölümüne böyle endişelerle başladım, tek tesellim Emin Alper gibi kumaşı hakiki bir sinemacının yönetmen koltuğunda olmasıydı. Bu anlamda ALEF açılış sekansından itibaren farklı olduğunu belli etti; temposunda hiçbir aksama olmaksızın, hikayesini geliştirip derinleştirdi ve sekizinci bölümün son sahnesine kadar gerilim dozunu canlı tutarak ikna edici bir çözümlemeyle son noktayı koydu. Sinemada polisiye/gizem türüne ait kalıpları yeniden tanımlayan 1995 yapımı "Seven" ile benzer kulvarda ilerleyen ALEF, pek çok ilave başarıya sahip. Herşeyden önce tamamen bu topraklara ait bir hikayeyi, çok katmanlı sinemasal anlatımla uluslararası yapımlar k

COVID GÜNLÜKLERİ: SİNEMA'DA HUXLEY, ORWELL VE SOMA'NIN GÜCÜ

KARANTİNA GÜNLERİNDE SİNEMA: SOMA'YI YUTMAK VEYA YUTMAMAK Küresel salgınlı karantina günleri aslında daha çok kitap okuma, daha çok film izleme imkânı yarattı. Virüs ve salgın hastalık konulu eserlerin ilk tercih olması da sürpriz değil. Filmler arasında aklıma ilk gelenler Kate Winslet, Matt Damon, Marion Cotillard gibi oyuncularıyla göz dolduran "Contagion/Salgın" (2011), Afrika'da ortaya çıkan bir virüsün dünyaya yayılmasını önlemeye çalışan ekibi anlatan "Outbreak/Tehdit" (1995), salgın sonrası Londra odaklı "28 Gün Sonra" (2002) ve "Perfect Sense/Yeryüzündeki Son Aşk" (2011) var. Sinemada dramaturji ele alınan bir meselenin sebeplerinden daha çok olası sonuçlar ve trajik etkilerine odaklanmayı  tercih eder. Bununla birlikte, "salgın sonrası dünya" ve "bu noktaya nasıl gelindi" gibi soruların yanıtını bulabileceğimiz edebi, felsefi ve görsel pek çok yapıt var. İçinden geçtiğimiz şu dönemde bunlara odaklanmanın

OSCAR, PARAZİT FİLMİ VE KÜRESELLEŞME NOTLARI

Bu yılın Oscar ödüllerinde Güney Kore filmi Parazit müthiş bir başarı elde etti. Başta "en iyi film" olmak üzere "en iyi yönetmen" ve "en iyi yabancı dilde film" gibi en prestijli kategorilerde seçilen Parazit, aynı zamanda İngilizce dışında bir dilde "yılın en iyi filmi" ödülü ile Akademi'nin 92 yıllık tarihinde bir ilk yaşattı. Daha önce Cannes'da büyük ödül alan ve sonrasında uluslararası başarısını katlayarak sürdüren Parazit pek çok açıdan önemli bir film. PARAZİT: Toplumsal ve ekonomik çürümenin röntgeni Küreselleşmenin ekonomik etkileri konusunda sayfalar dolusu yorum yapmak mümkün. Günümüz dünyası yerel sanayi ve tarımın uluslararası finans parazitlerinin insafına terk edildiği bir yer haline geldi. Ekonominin çağdaş sömürge düzenine teslim olması olumsuz etkilerden yalnızca bir tanesi. Oysa daha vahim olan sonuçların başında etik ve vicdani değerlerin tedavülden kalkması ve tüketim esrikliği ile gözü boyanmış toplumun b