Skip to main content

Posts

JOKER FİLMİNİ NASIL OKUMALI

Artıları ve eksileriyle çok tartışılan JOKER: Bir filmin iyi ya da kötü olması elbette kişisel beğeniyle alakalıdır, ancak zamanın ruhu sübjektif algıyı biçimlendiren önemli bir etkendir. Daha çok komedi ağırlıklı yol filmleri ile bilinen Todd Phillips imzalı "Joker" yönetmenin 2016'da yaptığı "War Dogs" sonrası ikinci ciddi filmi; komediyi hafife aldığım sonucu çıkmasın, "ciddiyet" meselesini hikayenin siyasi göndermeleri manasında söylüyorum.
Venedik film festivalinden büyük ödülle dönmesi ve küreselleşme sorunları altında savrulmaya devam eden uluslararası siyasetin hepimize yerleştirdiği ruh hali Joker için doğru zamanda gösterim açısından adeta bir büyük piyango oldu. Özünde bir çizgi roman uyarlaması olan filmin Avrupa'da bile ayakta alkışlanması, haliyle beklentileri çok yükseğe taşıdı. Hatırlamakta fayda var: Joker, Batman'in ezeli rakibi, Batman serisinin anti-kahraman karakteridir. Bu noktada şöyle bir soru kaçınılmaz oluyor: Bir dolu…
Recent posts

KADIN HİKAYELERİ: KIZ KARDEŞLER ve BAĞLILIK-ASLI

Türkiye'nin Oscar 2020 aday adayı seçilen Semih Kaplanoğlu'nun "Bağlılık Aslı" ile ilk gösterimi 69. Berlin Film Festivalinde yapılan Emin Alper'in "Kız Kardeşler" filmi hemen hemen aynı haftalarda gösterime girdi. Yurtdışından pek çok ödülle dönen "Kız Kardeşler (A Tale of Three Sisters) hakkında pek çok şey bilmemize karşılık, "Bağlılık Aslı" bir önceki yazımda da belirttiğim gibi hiçbir yerde gösterilmeden aday yapılması başta olmak üzere birçok bilinmeze sahipti. 
"Kız Kardeşler" ve bir üçlemenin ilk filmi olarak sunulan "Bağlılık Aslı" konuları itibariyle hikayesi kadın odaklı ancak birbirinden tamamen farklı yollardan ilerleyen iki farklı film.
Bağlılık Aslı, çocuk doğurmuş olmasını büyük bir sorun gibi gören şehirli bir annenin ruh haline odaklanıyor. Aslı'nın bütün meselesi annelik görevlerinden bir an önce kurtulmanın yollarını bulup (sütünün kesilmesi için ilaç kullanmak dâhil) kariyerine dönmek. Film ilerl…

BAĞLILIK-ASLI: KİMSENİN BİLMEDİĞİ FİLM OSCAR YOLCUSU

KİMSENİN GÖRMEDİĞİ BİLMEDİĞİ FİLM TÜRKİYE'NİN OSCAR ADAYI Uluslararası festivalleri tanıtım fırsatı olarak kullanan pek çok film şimdiden potansiyel Oscar adayı olarak lobi yapıyor. Şubat 2020'deki Oscar ödülleri için Türkiye'nin aday adayını belirleme yöntemi ise alışılmışın tamamen dışına çıkarak, sinema sektöründekilere bile sürpriz olan bir habere dönüştü. 11 aday arasından Semih Kaplanoğlu'nun "Bağlılık-Aslı" filminin seçildiğine ilişkin basın bülteninin yayınlanmasına kadar, kelimenin tam anlamıyla kimsenin böyle bir filmden haberi yoktu. Acaba bir şey mi atladım düşüncesiyle internette araştırmaya koyuldum, Türkçe ve İngilizce kaynaklar tarandı, sonuç değişmedi: Semih Kaplanoğlu'nun "Bağlılık-Aslı" filmiyle ilgili yazılı-görsel hiçbir bilgi yok. Sinema veritabanı imdb sitesinde bile Kaplanoğlu'nun en son "Buğday" filmini yönettiği yazıyor. Bir başka deyişle uluslararası adaylık gibi büyük iddiası olan bir film uluslararası v…

ROCKETMAN BİR VİDEO KLİP ESTETİĞİNDEN ÖTEYE GEÇEMİYOR

Freddie Mercury/Queen fırtınasının hemen ardından Elton John, yani bir başka müzikal dehanın hayatı beyazperdede. Öncelikle film ekibinin dikkat çeken iki ismi var, Dexter Fletcher ve Elton John: Biri Bohemian Rhapsody filmini tamamlayan yönetmen, diğeri ise yapımcı konumunda. "Rocketman" sanatçının kendi ifadesiyle "alkol, uyuşturucu, seks bağımlılığı ve kontrolsuz öfke" problemlerinden kurtulmak için katıldığı terapi seansıyla açılıyor. Geriye dönüşler eşliğinde Elton John kariyerinden müzikli kesitler sunuluyor.
Neredeyse doğuştan piyanoya meraklı, 11 yaşında burslu öğrenci olarak konservatuara kabul edilen, ilk kez okuduğu sözleri 20 dakika içinde besteleyebilen ve henüz 23 yaşında iken uluslararası düzeyde bir star konumuna yükselen, herşeyiyle olağandışı bir hayattan sözediyoruz. Doğal olarak Elton John ve onun yakın çevresine ait (örneğin 32 yıl beraber çalıştığı söz yazarı Bernie Taupin) derinlikli bir hikaye umut ederken, senaryo dönüp dolaşıp aynı plağı ça…

NETFLIX-CANNES FESTİVALİ TARTIŞMASI SİNEMANIN GELECEĞİDİR

Bu yıl 72. kez düzenlenen Cannes film festivalinin gündemini program içeriğinin yanı sıra Netflix ile yaşanan tartışma belirledi. Film yapımcısı olarak büyük yatırımlara sahip Netflix konuya kendi menfaatleri açısından yaklaşarak, "sonuçta ortaya konan bir film, sinema salonunda veya evde izlenmiş, ne farkeder" diyerek filmlerini yarışmaya sokmak istedi. Son iki yıldır süregelen tartışma tam da bu noktada alevlendi.Yönetmelik çok açık bir şekilde bir filmin sinemada vizyona girmesi ile dijital formata dönüştürülmesi (Netflix, Hulu, Amazon gibi abonelikle film indirme platformları dahil) arasında 36 aylık bir süre şartı getiriyor. Dolayısıyla "ben filmin yapımcısıyım, şu kadar milyon abone tarafından izlendi" tezi Cannes festivalinde tutmadı. Peki "Roma" filmi nasıl oldu da Oscarlarda çifte adaylık hakkı elde etti derseniz, cevap çok basit: Kanuna karşı hile yaparak! Bir filmin Oscar değerlendirmesine alınması için Los Angeles sinema salonlarında en az bir…

GREEN BOOK, KARARMIŞ ZİHİNLERDE YENİDEN BASILIYOR

En iyi film ile en iyi erkek ve yardımcı erkek kategorisinde Oscar adayı olan "Green Book" 25 Şubat 2019 akşamı sonuç ne olursa olsun tüm ödülleri fazlasıyla hakediyor. Yasalarla yok edildiği varsayılan, ancak çağımızın en büyük ayıbı olmaya devam eden ırkçılık ve ayrımcılık maalesef her gün her yerde yeni zihinsel/sosyal formlarla kendini gösteriyor. Yönetmen Peter Farrelly "Green Book-Yeşil Rehber" ile seyirciyi bu utancın tarihsel köklerine doğru götürürken, ötekileştirmenin ırkçılıktan daha kalıcı hasara sebep olduğu gerçeğini adeta yüzümüze çarpıyor. Özünde aidiyet meselesi olan bu yaşanmış hikaye eşsiz bir sinema yapıtına dönüşüyor. Klasik müzisyenler için ulaşılması zor bir eşik, hatta bir mabet durumundaki New York Carnegie Hall'da özel çalışma odasına sahip usta piyanist Don Shirley 1962 yılında Noel arifesini kapsayan bir konser turnesine hazırlanırken başına geleceklerden elbette habersiz değildir. Irk ayrımcılığının en şiddetli şekilde hüküm sürdüğü …

SİNEMANIN ESAS MESELESİ PATLAMIŞ MISIR DEĞİL, TEKELLEŞMEDİR

Cem Yılmaz, Şahan Gökbakar ve Yılmaz Erdoğan gibi gişede iddialı isimlerin yeni filmlerinin bir türlü gösterime girmemesi yapımcılarla sinema salonu işletmecileri arasındaki krizi günyüzüne çıkardı. Tartışmanının taraflarından Yılmaz Erdoğan, "Organize İşler 2" filmini dağıtıma vermeme kararını şöyle açıklıyor: "Eskiden sinemaya giden insan filmin yanında mısır alır yerdi. Şimdi mısırın yanında film izleniyor durumuna döndü olay. Giderek bütün film endüstrisini bitirecek, iflas ettirecek, film yaptıramayacak duruma gelindi. Sinema biletleriyle ilgili kampanyalar yapılıyor, bilet fiyatları artıyor. Hiçbirinin film yapımcılarıyla alakası yok. Neden ve ne şekilde yapılıyor, hiçbir fikrimiz yok."(1) Bu anlaşmazlık bir çırpıda magazin malzemesi haline getirildi ve basına "işletmecilerle yapımcıların mısır kavgası" şeklinde yansıdı. Buna göre, sinema biletinin yanında mısır menüsü sunan --diyelim Mars grubu-- yapımcı şirketlere bilet satışları üzerinden verdiği …