Skip to main content

Posts

BAĞLILIK-ASLI: KİMSENİN BİLMEDİĞİ FİLM OSCAR YOLCUSU

KİMSENİN GÖRMEDİĞİ BİLMEDİĞİ FİLM TÜRKİYE'NİN OSCAR ADAYI Uluslararası festivalleri tanıtım fırsatı olarak kullanan pek çok film şimdiden potansiyel Oscar adayı olarak lobi yapıyor. Şubat 2020'deki Oscar ödülleri için Türkiye'nin aday adayını belirleme yöntemi ise alışılmışın tamamen dışına çıkarak, sinema sektöründekilere bile sürpriz olan bir habere dönüştü. 11 aday arasından Semih Kaplanoğlu'nun "Bağlılık-Aslı" filminin seçildiğine ilişkin basın bülteninin yayınlanmasına kadar, kelimenin tam anlamıyla kimsenin böyle bir filmden haberi yoktu. Acaba bir şey mi atladım düşüncesiyle internette araştırmaya koyuldum, Türkçe ve İngilizce kaynaklar tarandı, sonuç değişmedi: Semih Kaplanoğlu'nun "Bağlılık-Aslı" filmiyle ilgili yazılı-görsel hiçbir bilgi yok. Sinema veritabanı imdb sitesinde bile Kaplanoğlu'nun en son "Buğday" filmini yönettiği yazıyor. Bir başka deyişle uluslararası adaylık gibi büyük iddiası olan bir film uluslararası v…
Recent posts

ROCKETMAN BİR VİDEO KLİP ESTETİĞİNDEN ÖTEYE GEÇEMİYOR

Freddie Mercury/Queen fırtınasının hemen ardından Elton John, yani bir başka müzikal dehanın hayatı beyazperdede. Öncelikle film ekibinin dikkat çeken iki ismi var, Dexter Fletcher ve Elton John: Biri Bohemian Rhapsody filmini tamamlayan yönetmen, diğeri ise yapımcı konumunda. "Rocketman" sanatçının kendi ifadesiyle "alkol, uyuşturucu, seks bağımlılığı ve kontrolsuz öfke" problemlerinden kurtulmak için katıldığı terapi seansıyla açılıyor. Geriye dönüşler eşliğinde Elton John kariyerinden müzikli kesitler sunuluyor.
Neredeyse doğuştan piyanoya meraklı, 11 yaşında burslu öğrenci olarak konservatuara kabul edilen, ilk kez okuduğu sözleri 20 dakika içinde besteleyebilen ve henüz 23 yaşında iken uluslararası düzeyde bir star konumuna yükselen, herşeyiyle olağandışı bir hayattan sözediyoruz. Doğal olarak Elton John ve onun yakın çevresine ait (örneğin 32 yıl beraber çalıştığı söz yazarı Bernie Taupin) derinlikli bir hikaye umut ederken, senaryo dönüp dolaşıp aynı plağı ça…

NETFLIX-CANNES FESTİVALİ TARTIŞMASI SİNEMANIN GELECEĞİDİR

Bu yıl 72. kez düzenlenen Cannes film festivalinin gündemini program içeriğinin yanı sıra Netflix ile yaşanan tartışma belirledi. Film yapımcısı olarak büyük yatırımlara sahip Netflix konuya kendi menfaatleri açısından yaklaşarak, "sonuçta ortaya konan bir film, sinema salonunda veya evde izlenmiş, ne farkeder" diyerek filmlerini yarışmaya sokmak istedi. Son iki yıldır süregelen tartışma tam da bu noktada alevlendi.Yönetmelik çok açık bir şekilde bir filmin sinemada vizyona girmesi ile dijital formata dönüştürülmesi (Netflix, Hulu, Amazon gibi abonelikle film indirme platformları dahil) arasında 36 aylık bir süre şartı getiriyor. Dolayısıyla "ben filmin yapımcısıyım, şu kadar milyon abone tarafından izlendi" tezi Cannes festivalinde tutmadı. Peki "Roma" filmi nasıl oldu da Oscarlarda çifte adaylık hakkı elde etti derseniz, cevap çok basit: Kanuna karşı hile yaparak! Bir filmin Oscar değerlendirmesine alınması için Los Angeles sinema salonlarında en az bir…

GREEN BOOK, KARARMIŞ ZİHİNLERDE YENİDEN BASILIYOR

En iyi film ile en iyi erkek ve yardımcı erkek kategorisinde Oscar adayı olan "Green Book" 25 Şubat 2019 akşamı sonuç ne olursa olsun tüm ödülleri fazlasıyla hakediyor. Yasalarla yok edildiği varsayılan, ancak çağımızın en büyük ayıbı olmaya devam eden ırkçılık ve ayrımcılık maalesef her gün her yerde yeni zihinsel/sosyal formlarla kendini gösteriyor. Yönetmen Peter Farrelly "Green Book-Yeşil Rehber" ile seyirciyi bu utancın tarihsel köklerine doğru götürürken, ötekileştirmenin ırkçılıktan daha kalıcı hasara sebep olduğu gerçeğini adeta yüzümüze çarpıyor. Özünde aidiyet meselesi olan bu yaşanmış hikaye eşsiz bir sinema yapıtına dönüşüyor. Klasik müzisyenler için ulaşılması zor bir eşik, hatta bir mabet durumundaki New York Carnegie Hall'da özel çalışma odasına sahip usta piyanist Don Shirley 1962 yılında Noel arifesini kapsayan bir konser turnesine hazırlanırken başına geleceklerden elbette habersiz değildir. Irk ayrımcılığının en şiddetli şekilde hüküm sürdüğü …

SİNEMANIN ESAS MESELESİ PATLAMIŞ MISIR DEĞİL, TEKELLEŞMEDİR

Cem Yılmaz, Şahan Gökbakar ve Yılmaz Erdoğan gibi gişede iddialı isimlerin yeni filmlerinin bir türlü gösterime girmemesi yapımcılarla sinema salonu işletmecileri arasındaki krizi günyüzüne çıkardı. Tartışmanının taraflarından Yılmaz Erdoğan, "Organize İşler 2" filmini dağıtıma vermeme kararını şöyle açıklıyor: "Eskiden sinemaya giden insan filmin yanında mısır alır yerdi. Şimdi mısırın yanında film izleniyor durumuna döndü olay. Giderek bütün film endüstrisini bitirecek, iflas ettirecek, film yaptıramayacak duruma gelindi. Sinema biletleriyle ilgili kampanyalar yapılıyor, bilet fiyatları artıyor. Hiçbirinin film yapımcılarıyla alakası yok. Neden ve ne şekilde yapılıyor, hiçbir fikrimiz yok."(1) Bu anlaşmazlık bir çırpıda magazin malzemesi haline getirildi ve basına "işletmecilerle yapımcıların mısır kavgası" şeklinde yansıdı. Buna göre, sinema biletinin yanında mısır menüsü sunan --diyelim Mars grubu-- yapımcı şirketlere bilet satışları üzerinden verdiği …

TÜRK SİNEMASI: 2018 En İyiler

Geçtiğimiz yıl 143 yerli film gösterime girmişti, 2018'in son ayı itibariyle toplamda 40 milyon seyircinin izlediği 165 filme ulaşıldı. Bununla birlikte, Türk sinemasındaki bu üretkenlik ivmesini nitelik bağlamında değerlendirmek isteyince elimizde bir avuç film kalıyor. Aslında şaşırtıcı bir sonuç değil; benzer yorumu Hollywood için de yapmak mümkün. Tercihlerle ilgili temel ölçütün tarzının sınırlarını zorlayan ve türüne yeni bir soluk katan örnekler olduğunu özellikle belirterek, bu yılın beni en çok etkileyen filmlerini sıralıyorum.
AHLAT AĞACI: Hayata dair bir toplu metin, bir içsel yolculuk şeklinde ilerleyen film Nuri Bilge Ceylan'ın başyapıtı. Filme ilişkin daha önce yazdığım değerlendirmeyi yineleyeyim: Ahlat Ağacı anlatmıyor, yaşatıyor. ÖLÜMLÜ DÜNYA: Bu senenin asıl sürprizi. Kara komedinin kusursuz olabileceğini gösteren "Ölümlü Dünya" muhteşem bir sinerji yaratan kadrosu ve tıkır tıkır işleyen senaryosuyla "Kapışma-Snatch" "Ucuz Roman-Pulp Fi…

BOHEMIAN RHAPSODY-FREDDIE MERCURY

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasının geleneksel Cuma akşamı konserlerinin müdavimi bir gencin ertesi sabahı zor edip Milliyet'te Faruk Güvenç'ten konserin eleştirisini okumaya can attığı; başkent Ankara'nın kültür sanat hayatına yön verdiği o şahane yıllar. O dönemde bir yabancı şarkıda pop ve rock türlerinin klasik müziğin kalıplarında harmanlanması olağanüstü bir şeye tanıklık etme hissi vermişti. Bohemian Rhapsody filmi çok iyi bir sinema yolculuğu yaptırmasının yanı sıra gençlik anılarımı da depreştirdi. Bir yüzünde "Bohemian Rhapsody," diğerinde "I'm in Love With My Car" şarkısı olan plağın ilk basımı 1975'tir ve bugün bile dünyada bulunması ve satın alınması en imkânsız olan plakların başında gelir. İmkânsızlığın altında yatan ana sebep Bohemian Rhapsody gibi bir eserin "eşsiz" olmasıdır. Film bu cesur ve özgün eserin yaratıcısı Freddie Mercury'nin hayatı ve kişiliğini ana eksene koyarak Queen grubunun müzik yolculuğunu anla…