KURTULUŞ FİLMİ VE EMİN ALPER SİNEMASI

 Emin Alper toplumsal şiddetin arka planını gerçekçi analizlerle beyazperdeye yansıtmaya devam ediyor.  Kurak Günler, taşra faşizmini sergileyen müthiş etkileyici bir filmdi.  Alper'in son filmi Kurtuluş benzer temaların peşinden giderek, bu kez aşiret savaşları ve feodalitenin bütün bir köy halkını fanatizm ve paranoya halinde toplu katliam aygıtına dönüştürmesini sarsıcı bir görsellikle anlatıyor.


Berlin Film Festivalinde Gümüş Ayı ödülü kazanan Kurtuluş filmi kısa süre içinde sinemalarda seyircisiyle buluştu. Sinema adına çok iyi bir yapım olan Kurtuluş, toplumsal şiddetin arka planına ait önemli alt metinler barındırıyor. 
4 Mayıs 2009’da Mardin’in Mazıdağ ilçesine bağlı Bilge köyündeki bir nişan töreninde çocuklar dahil 44 kişi topluca katledildi. Soruşturmada olayın altında aşiretler arası husumetle beraber, daha pek çok karmaşık suç ilişkisinin olduğu ortaya çıktı. Yönetmen Emin Alper bu katliamdan yola çıkarak yazdığı senaryoda insanın akıl almaz boyutta kötüleşmesi ve cana kıymanın kabul edilebilir toplu bir eyleme dönüşmesi trajedisinin izlerini sürüyor.  


Bir önceki filmi Kurak Günler’de kendi halinde görünen bir taşra kasabasında siyasal manipülasyonla faşizmin vücut bulmasına odaklanan Emin Alper, Kurtuluş’ta feodal güç savaşları ile bütün bir köy halkının fanatizme ve paranoyaya evrilerek toplu katliam aygıtına dönüşmesini yansıtıyor. Bir anlamda suça ortak ettiği seyircisini çok katmanlı sorularla başbaşa bırakıyor.
Terör nedeniyle bölgeyi terkedip yıllar sonra geri dönen Bezari aşireti ile korucu olarak kalıp yerleşik düzen kuran Hazeran aşireti arasındaki psikolojik gerilim, aşiret güç savaşları kaynaklı şiddetin aslında derin bir sistem sorunu olmasına işaret ediyor. Başta Caner Cindoruk, Berkay Ateş ve Feyyaz Duman olmak üzere muhteşem oyunculuğu ve olağanüstü final sahnesiyle büyüleyen Kurtuluş, birden fazla kez izlenmeyi hakeden bir film.  




Comments